Bazı günler vardır, hiçbir büyük olay olmaz ama insan yine de kendini iyi hisseder. Sabah kahvesinin tam kıvamında olması, dışarı çıkarken aynada kendine şöyle bir bakıp “fena olmamışım” demesi, sevdiği birinden gelen küçük bir mesaj ya da uzun zamandır giymediği bir kıyafetin o gün içine çok güzel sinmesi… Bunların hiçbiri hayat değiştiren şeyler değildir belki ama günün tadını değiştirmeye yeter. Özellikle kadınlar için iyi hissetmek çoğu zaman çok büyük şeylere değil, tam tersine küçük ama yerinde gelen detaylara bağlıdır.
Çünkü bir kadının ruh halini çoğu zaman dev cümleler değil, küçük dokunuşlar etkiler. Mesela aceleyle hazırlanırken saçının o gün inat etmemesi bile başlı başına bir moral kaynağı olabilir. Normalde bir türlü istediği gibi durmayan saçının o gün sanki onunla iş birliği yapması, insanı anlamsız ama tatlı bir mutluluğa sokar. Dışarıdan bakan biri için bu önemsiz görünebilir ama kadınlar çok iyi bilir; bazı günler saç düzgünse dünya ile mücadele etmek bile biraz daha kolay gelir.
Benzer şekilde, kıyafet meselesi de hafife alınacak bir konu değildir. Gardırobun karşısında geçirilen o uzun dakikalar bazen sadece “ne giyeceğim?” sorusundan ibaret değildir. Aslında insan biraz da “bugün nasıl hissetmek istiyorum?” diye düşünür. Rahat mı, özenli mi, güçlü mü, enerjik mi? Ve sonra bir kıyafet bulunur; giyilir, aynaya bakılır ve o tanıdık his gelir: “Tamam, bugün olmuş.” İşte o an bütün günün havasını değiştirebilir. Kadınların bazı kıyafetleri neden çok sevdiğinin sebebi de budur. O parça sadece bir elbise, gömlek ya da ayakkabı değildir; iyi hissettiren bir ruh halidir.
Bir başka küçük mutluluk sebebi de plansız gelen güzel anlardır. Mesela dışarı çıkmışken sevdiği bir kahveyi almak, vitrinde hoşuna giden bir şeyi görmek, arkadaşla ayaküstü yapılan samimi bir sohbet ya da işten dönerken kendine küçük bir şey ısmarlamak… Bunlar büyük harcamalar ya da gösterişli anlar olmak zorunda değildir. Bazen tek başına içilen bir kahve bile insanın içinde “iyi ki bunu yaptım” hissi bırakır. Kadınlar çoğu zaman böyle küçük aralarla nefes alır. Çünkü hayatın koşturmacası içinde bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey, sadece birkaç dakikalığına kendine dönmektir.
İltifat meselesi de ayrı bir konudur. Ama burada önemli olan iltifatın büyüklüğü değil, samimiyetidir. “Saçın çok güzel olmuş”, “Bugün yüzün ışıldıyor”, “Bu renk sana çok yakışmış” gibi kısa ama içten bir cümle bazen bütün gün akılda kalabilir. Özellikle kadınlar, samimi bir ayrıntının fark edilmesini önemser. Çünkü çoğu zaman mesele güzel görünmekten çok, görülmüş hissetmektir. İnsan kendine emek verdiğinde bunun fark edilmesi hoşuna gider. Bu biraz “boşuna uğraşmamışım” hissidir, biraz da “demek ki iyi görünüyormuşum” rahatlığı.
Bir kadının gününü güzelleştiren şeylerden biri de huzurlu hissetmektir. Her şeyin kusursuz olması gerekmez; bazen sadece ortamın sakin olması bile yeterlidir. Evin derli toplu olması, sevdiği bir kokunun odada dolaşması, temiz çarşaflar, hafif bir müzik, kısa bir cilt bakımı, sıcak bir duş… Bunlar çok basit şeyler gibi görünür ama insanın iç dengesini toparlar. Özellikle yoğun bir günün ardından yapılan küçük bakım rutinleri, sadece cilde değil ruha da iyi gelir. Bazen bir yüz maskesi yapmak, bazen oje sürmek, bazen de sadece krem sürüp sessizce oturmak bile “kendimle ilgileniyorum” duygusu verir.
Bir de kadınların kendilerini iyi hissettiği o küçük başarı anları vardır. Uzun zamandır ertelediği bir işi bitirmek, gün içinde planladığı birkaç şeyi tamamlamak, bir sorunu sakince çözmek ya da kendi sınırını koruyabilmek… Bunların hepsi görünmeyen ama güçlü mutluluk kaynaklarıdır. Çünkü iyi hissetmek bazen dış görünüşle, bazen sosyal hayatla ilgili olsa da çoğu zaman içten gelen bir “bugün ben iyiydim” hissine dayanır. İnsanın kendini takdir etmesi, başkasından gelecek övgü kadar değerlidir.
Tabii bazen küçük mutlulukların içinde hafif komik şeyler de vardır. Mesela uzun süre arayıp bulunamayan o rujun çantanın en dip köşesinden çıkması, internette bakılan ürünün mağazada indirimde görülmesi, normalde kalabalık olan kafede tam istenen masanın boş olması, ya da çok beğenilen kıyafetin tam bedeniyle bulunması… Bunlar dışarıdan bakınca fazla anlam yüklenmiş şeyler gibi gelebilir ama bazı küçük zaferlerin mutluluğu gerçekten büyüktür. Kadınlar bunu çok iyi bilir. Çünkü bazen insanın neşesi büyük olaylardan değil, “oh be, sonunda oldu” denilen minicik anlardan gelir.
Aslında bir kadının gününü güzelleştiren küçük şeylerin ortak noktası şudur: Kendini iyi, rahat, değerli ve canlı hissettirmeleri. Bazen bir mesaj, bazen bir kahve, bazen güzel duran bir saç, bazen de tam zamanında gelen bir iltifat… Hepsi bir araya geldiğinde günün rengi değişir. İnsan biraz daha enerjik yürür, aynaya biraz daha memnun bakar, akşam olduğunda “bugün fena değildi” diye düşünür. Zaten çoğu zaman mutluluk dediğimiz şey de böyle oluşur; büyük patlamalarla değil, küçük küçük biriken iyi hislerle.
Sonuç olarak bir kadının gününü güzelleştiren şeyler çoğu zaman hayatın en ulaşılabilir detaylarıdır. Biraz özen, biraz huzur, biraz görülmek, biraz da kendine iyi davranmak… Bunlar olduğunda gün daha hafif, insan daha iyi, hayat da biraz daha katlanılır hale gelir. Belki de bu yüzden küçük şeyleri küçümsememek gerekir. Çünkü bazen bir günün güzel geçmesi için gerçekten çok büyük bir sebep gerekmez.