Neden Bazen Sadece Sessiz Bir Sabah İsteriz?

Bazı sabahlar insanın hiçbir şey istemediği olur. Ne uzun konuşmalar, ne kalabalık planlar, ne de büyük heyecanlar… Sadece biraz sessizlik, biraz huzur ve kendine ait birkaç dakika. Özellikle kadınlar için böyle sabahların değeri çoğu zaman dışarıdan göründüğünden çok daha büyüktür. Çünkü gün boyunca birçok şeyle aynı anda ilgilenmek, düşünmek, yetişmek ve toparlamak zorunda kalan bir kadın için sessiz bir sabah, küçük bir lüks değil, çoğu zaman gerçek bir ihtiyaçtır.

Hayatın akışı içinde kadınlar çoğu zaman yalnızca kendi hayatlarını değil, çevresindeki insanların duygusunu, düzenini ve ihtiyaçlarını da taşır. Ev, iş, aile, mesajlar, yetişmesi gereken şeyler, ertelenen işler, unutulmaması gereken küçük ayrıntılar… Bunların hepsi gün içinde zihni sürekli meşgul eder. Bu yüzden sabahın ilk saatlerinde yakalanan sakinlik, aslında bütün günün yükünden önce alınan kısa bir nefes gibidir. Kimse bir şey istemeden, telefon susarken, ev ya da oda henüz günün telaşıyla dolmamışken geçirilen birkaç dakikanın bu kadar iyi gelmesinin nedeni tam da budur.

Sessiz bir sabah çoğu zaman sadece fiziksel dinlenme anlamına gelmez. Aynı zamanda zihinsel bir toparlanma alanıdır. Bazen insan gözünü açtığında hemen hareket etmek istemez. Bir fincan kahve ya da çayla pencere kenarında oturmak, dışarı bakmak, bir şey düşünmeden öylece kalmak ister. İşte bu anlar, birçok kadın için kendine geri dönmenin en sade yollarından biridir. Çünkü bazı günler iyi hissetmek büyük değişimlerden değil, sadece acele etmeden başlayabilmekten gelir.

Kadınlar neden böyle sabahları sever sorusunun bir cevabı da, bu anların kontrol hissi vermesidir. Gün başladıktan sonra tempo çoğu zaman başkalarının planına göre şekillenir. Ama sabahın ilk dakikaları, hâlâ biraz kişiye aittir. İstediği kupayı seçmek, sevdiği battaniyeyi üzerine çekmek, yüzünü yıkayıp aynada kendine yorgun ama sakin bir bakış atmak, hafif bir müzik açmak ya da hiçbir şey açmadan sessizlikte kalmak… Bunların hepsi küçük ama güçlü seçimlerdir. İnsan bazen sadece kendi seçtiği küçük şeylerle iyi hisseder.

Bu sabahların bir başka güzel tarafı da, insanı yavaşlatmasıdır. Günümüz dünyasında çoğu şey hızla yaşanıyor. Mesajlara hemen cevap vermek, bir yerlere yetişmek, plan yapmak, sürekli üretmek, sürekli görünür olmak neredeyse zorunlu hale gelmiş durumda. Oysa sessiz bir sabah, bütün bu hıza küçük bir itiraz gibidir. “Dur biraz” der insana. “Hemen başlamak zorunda değilsin.” Özellikle kadınlar için bu yavaşlık hali bazen çok kıymetlidir. Çünkü kendini toparlamaya vakit bulamadan günün içine karışmak, ruh halini fark etmeden gün boyu yorulmaya neden olabilir.

Bazı kadınlar için sessiz bir sabah aynı zamanda duygularını anlamak için de bir fırsattır. Yoğunluk başladığında insan ne hissettiğini bile fark edemeyebilir. Ama sabahın o sakin anında, içten içe yorgun olup olmadığını, moralinin düşük mü yüksek mi olduğunu, neye ihtiyaç duyduğunu daha iyi anlar. Belki biraz dinlenmeye, belki biraz bakıma, belki sadece kendine nazik davranmaya ihtiyacı vardır. Sessiz sabahların güzel tarafı, insana bunu duyma şansı vermesidir.

Bir de işin hafif romantik ama gerçek bir tarafı vardır. Temiz bir oda, yumuşak bir ışık, elde sıcak bir kupa, sevilen bir pijama takımı, ferah bir koku, belki açık bir pencere… Bunların hepsi küçük görünse de ruh halini ciddi şekilde değiştirir. Kadınlar çoğu zaman böyle detaylardan güç alır. Çünkü iyi hissetmek bazen sadece dışarıdan güzel görünmekle ilgili değildir; bulunduğun ortamda huzurlu hissetmekle de ilgilidir. Hatta çoğu zaman huzur, en iyi bakım şeklidir.

Elbette her sabah böyle olmaz. Çoğu zaman alarm çalar, acele başlar, planlar üst üste gelir. Ama tam da bu yüzden sessiz bir sabah yakalandığında değeri daha çok anlaşılır. Çünkü insan her gün büyük mutluluklar aramaz; bazen sadece sakin bir başlangıç ister. Birkaç dakika boyunca kimseye yetişmeden, bir şey çözmeden, sadece kendi halinde var olmak ister. Ve dürüst olmak gerekirse, bazen insanı bütün gün ayakta tutan şey, sabahki o on dakikalık huzurdur.

Bazı kadınlar sessiz sabahları sevdikleri için “yalnız kalmayı çok seviyor” gibi görünür. Oysa burada mesele yalnızlık değil, dinlenmiş hissetme isteğidir. Herkesin içinde kalıp yine de kendiyle baş başa kalabileceği küçük bir alan ihtiyacı vardır. Kadınlar da bunu kimi zaman sabah sessizliğinde bulur. Bu bir kaçış değil, bir toparlanma biçimidir. Bazen en güçlü hissettiren şey, kalabalığın içinde olmak değil, kısa bir süreliğine hiçbir şeye yetişmek zorunda olmamaktır.

Sonuç olarak kadınların bazen sadece sessiz bir sabah istemesi anlaşılması zor bir durum değil, oldukça insani bir ihtiyaçtır. Çünkü huzur, çoğu zaman büyük olaylarda değil, küçük anlarda gizlidir. Sıcak bir içecek, yumuşak bir ışık, sakince geçen birkaç dakika ve kimseye açıklamak zorunda olmadığın bir rahatlık hissi… Bunlar bir sabahı güzelleştirmeye yeter. Belki de bu yüzden bazı sabahlar insan hiçbir şey istemez; sadece biraz sessizlik ister. Ve bazen o sessizlik, bütün günün en iyi gelen kısmı olur.

Yorumlar

  • Henüz yorum yok.
  • Yorum ekle